Ölümün Kıyısından Dönmüş Kişilerin Anlattığı Tuhaf Öyküler

Ölümün nasıl bir duygu olduğu, biz fanilerin her zaman içten içe düşündüğü, ancak hızla kaçtığı bir düşünce. Az sayıda da olsa ölümü bizzat kendi deneyimlerinden yola çıkarak tarif edebilecek insanlardan söz edebiliriz. Hani halk arasında söylenen meşhur “Adam diğer tarafa gitti geldi” benzeri cümlelerin aslında gerçekçi bir karşılığı olduğunu biliyor muydunuz? Ölüm ötesi olarak tabir edilen bu özel deneyimde, insanlar önce tıbbi anlamda yaşamlarını yitiriyor; fakat özel canlandırma teknikleriyle hayata bir kez daha döndürülebiliyor. Bu mucizevi durumu yaşayan şanslı insanların ağzından, ölümden dönme deneyimini dinlemek mümkün.

Öldükten Sonra Dirilmek Mümkün mü?

Yeniden diriltme vak’aları üzerine uzun yıllar boyunca çalışmalar yürütmüş olan Moody ve Ross isimli iki doktor, bilhassa doğaüstü güçlere ilişkin olarak çeşitli iddialarda bulunmuşlardır. Yapılan çalışmalar, çeşitli trafik kazaları ya da kalp krizi gibi vak’alara maruz kalan bireylerin, ölümün ötesine kısa süreliğine de olsa geçiş yaptıklarını ortaya koymuştur.

Kalp krizlerinde ve trafik kazalarında bedensel faaliyetler bir süreliğine durur. Tıbbi anlamda ölü olarak kabul edilen bu insanların aslında bilinçlerini hala yitirmedikleri anlaşılıyor. Asıl çarpıcı detaylar, bu deneyimi bizzat yaşayan insanlarla bire bir konuştuktan sonra belirmeye başlıyor.

İnsanlar, ölüm esnasında algılarının kapalı olmadığını, farklı yerlerde oturan yakınlarının bile seslerini duyabildiklerini ifade ediyorlar. Peki ölüm sonrası yaşam ve ruhun varlığına ilişkin pek çok tartışmayı alevlendiren bu tasvirlerin gerçekliği ne? Araştırmalarda pek çok kişinin benzer cümleler kurması, olayın ciddiyetini bir kat daha arttırıyor diyebiliriz.

Ölüm ötesi deneyimini yaşayan bazı bireyler, bu deneyimin anlamsız bir mutluluk ve huzur verdiğini söylerken kimileri ise salt bir korkudan söz ediyor. Hastalardan bir tanesi kendisi adına yapılan cenaze törenine şahitlik ettiğini iddia ediyor. Araştırmaya konu olan her 5 hastadan 1 tanesi, bu deneyimin mutluluk verici olduğunu ifade ediyor. Çiçeği bulunmayan bitkiler ve pasparlak ışıklar, pek çok hastanın ortak betimlemesi durumunda. Ölüm gerçek anlamda nasıl bir deneyimdir? Bir anda oluşan ve sonuçlanan bir süreç mi yoksa uzun bir zaman nihayete ermeyen bir deneyim mi?

Ölümle ilgili algılar, kalp masajının çok geliştiği günümüzde doğal olarak çok daha farklı noktaya dönüştü. Ölüm eskiden geri dönüşü mümkün olmayan bir süreçken şimdi  bu konuya daha farklı bakılıyor. Oksijen alamayan hücrelerin ölmeleri hemen gerçekleşmiyor. Bu nedenle hücrelerin yitimine dek bir ikinci şansınız daha bulunuyor. Tabi bu ikinci şans süresi kimilerinde 5 dakikadır, kimilerinde 60 dakikadır. Bu biraz da ölüme neden olan vakaya bağlı olarak değişkenlik gösterir. Nihayetinde ölümün bir süreç olduğunu bilmemiz ve kavramamız gerekiyor.

Ölümün Yedi Tadı

Ölüm ötesi deneyime sahip olan insanlarda genel anlamda şu 7 nokta, ön plana çıkıyor.

  • Korku duygusu
  • Bitkiler görmek
  • Parlak ışıklar görmek
  • Şiddet içeriklerine tanıklık etmek
  • Aile bireylerini görmek
  • Kalp durmasından sonra olup bitenleri hatırlamaya çalışmak
  • Dejavu yaşamak

 

Uzmanlar bunları “Ölümün 7 Tadı” başlığı altında bir araya getirmiştir. Kimi insanların huzur, kimi insanların korku hissetmelerinin arkasındaki sır, henüz çözülebilmiş değil. Dilerseniz bizzat bu deneyimi yaşayan insanların düşüncelerine göz atalım.

*Anesteziden ötürü kalbimin durduğunu anımsıyorum. İlk aklıma gelen şey, ruhumun tavana doğru uçtuğu, bedenimin ise o ameliyat masasında kaldığıydı. Doktorların panik içinde koşuştuklarını hatırlıyorum. Esasında herhangi bir korkum yoktu. İki tane melek bana tebessüm ediyordu. Onların melek olduklarını tahmin ediyordum. Sakince, onların bana söyledikleri şarkıyı dinliyordum. Huzurlu ve sakindim, ölümden korkmuyordum. Bir tünelin içinden geçtik ve o tünelin sonunu ışıktan dolayı seçebilmek hiç kolay değildi.

 

*Bir diğer hasta olan Ashton ise deneyimlerini şu şekilde aktarıyor: “Bayıldıktan sonra yakınlarım tarafından hastaneye kaldırıldım. O sırada kalbimin durduğu söyleniyor. Beynime giden oksijen tükenmiş ve ölümüm gerçekleşmiş. Bu andan sonra neler olduğunu anımsıyorum.Doktorlar bana şok uygulamaya çalıştılar. O esnada yapılan konuşmaların pek çoğunu hatırlıyorum. Tavanda ilginç bir kadınla göz göze geldik. Bana güven veriyordu, onu sanki tanıyor gibiydim. Bedenden ayrılmak suretiyle ona doğru yaklaştım. Tavandan kendi bedenime doğru baktığımı hatırlıyorum.”

Sosyal Medyada Paylaşın:

1 Yorum

  1. Ben sunu dusunuyorum hic kimse olurken bağirmiyor demekki aci cekmiyor ve metlu oluyor en sonunda cikardigi ses ohhh sanki rahatlamiß hissi gibi
    Olumden korkmamam gerek

Sen de Düşüncelerini Paylaş!