Sadece Güçlü İnsanların Görebildiği 10 Hayat Gerçeği

Hayat pek çok duyguyu bir arada barındırır.

Bebeklikten yaşlılığa kadar geçen süreç, mutlu anlar kadar acıları ve hüzünleri de yüzümüze bir tokat gibi çarpabilir.

Çoğu zaman bu durumla yüzleşmekten ya da karşılaşmaktan kaçarız; ancak hayatın bu sert gerçekleri bizi bir şekilde bir yerlerde yakalayıverir.

Ne yazık ki hangi ekonomik ve sosyal statüye sahip olursanız olun, hangi sınıfın bir mensubu olursanız olun, mutlak bir mutluluğun mümkün olmadığını göreceksiniz. İnsan olarak yaşamak ve deneyimlemek durumunda kaldığımız acı gerçeklerden bazılarını sizler için derlemeye çalıştık.

1. Yaşama Şekil Veren Bizzat Bizleriz

İçinde olduğumuz hayatın rotası büyük ölçüde bizdedir. Hayata anlam katmak için büyük eylemlerin bir parçası olmak durumunda değiliz. Daha küçük gayeler ölçüsünde bile başarılı olabiliriz.Üst düzey bir şirketin yöneticisi için de bir küçük esnaf için de bu durum böyledir. Genelde sahip olamadığımız şeylere takılı kalırız ve kendimizi başarısız kabul ederiz. Oysa odaklandığınız noktalardan bağımsız şekilde düşünerek hayata anlam katabiliriz. İnsan ne kadar çok şey başarmış olursa olsun ne yazık ki kendini her daim bir boşluğun içinde hisseder ve kolay kolay tatmin olmaz.

2. Çok Sevdiğimiz İnsanları Bir Gün Kaybedeceğiz

Ölümün zamanını kestirmek güç; ancak bu acı gerçekle bir şekilde yüzleşeceğimiz kesin. Bazı sevdikleriniz elbet sizin ölümünüzle sarsılacaktır. Çoğu zamansa doğrudan siz, sevdiklerinizin ölüm haberleriyle sarsılacaksınız. İnsanlık var olduğu sürece bu gerçek peşimizi bırakmayacaktır. Hatta evinizde beslediğiniz bir evcil hayvan dostunuzun ölümüyle yüzleşmek dahi sizin için çok sarsıcı olabilir.

Burada önemli olan bir duygu bütünlük yakalamak ve bunu bir gün aniden kaybetmiş olmak. Sevdiklerinizi ne zaman kaybedeceğinizi bilemezsiniz, bu nedenle onları sık sık arayıp sormayı ihmal etmemelisiniz. Örneğin annenizi ya da babanızı ne zaman aradınız? Şu an bu soruyu lütfen kendinize sorun ve harekete geçmekten çekinmeyin. Sevdiklerinizi kaybettikten sonra pek çok pişmanlık yaşayabilirsiniz ve bu size acı verir. Bu nedenle onlar hayattayken yanlarında olmayı ihmal etmeyin.

3. Kusursuz Eş Yoktur!

Yine kabullenmenin güç olduğu bir gerçek! Herkes sevdiği insanla yaşamını birleştirmek ve geleceğe güvenli bir yol inşa etmeyi arzular. Aile bütünlü içinde sonsuz ve kesintisiz bir mutluktan söz etmek hayalciliktir. Eşler arasında maalesef mükemmel uyumdan söz edemeyiz. Her birey gelecekteki eşiyle ilgili kafasında bir ideal form yaratır. Evliliğin kafasında kurduğu bu dünyadan uzak olduğunu gördüğünde suçlamaya ve öfke duymaya başlar. Bu durum ne yazık ki ilişkinin doğasına zarar verebilir. Oysa şu gerçeği kabul etmemiz gerekir ki evlilikte ya da ilişkide mutlak uyum mümkün değildir. İlişkiyi uyumlu hale getirmek adına emek sarf etmek gerekir. Uyumu ortaya çıkaran ancak siz olabilirsiniz.

4. Hayat Oyunlara Benzer

Hayat boyunca genelde karşımıza bazı olumsuzlukların çıkacağını ve yenilgiler tadacağımızı düşünür dururuz. Oysa hayat, biraz da kendi deneyimlerimizin toplamıdır. O halde deneyimlerimizi olumu yönde kullanıp aynı hatalara tekrar tekrar düşmeyebiliriz. Bunu en kaba haliyle bir oyuna benzetmek mümkün. Oyunun kurallarını öğrenmeden başarılı olmak olanaksızdır.


5. Hayat Sonsuz Bir Yolculuk Değildir

Sonsuz bir uzantı olan yaşam çizgisi içinde her birimiz küçük bir nokta bile değiliz. Kendi yaşantımıza bu denli büyük anlamlar yüklemenin anlamı yok. Sonuçta bir süre yaşayacağız ve öleceğiz. Biraz sert gelse de bu gerçeği baştan kabul etmek ve buna göre yaşamak gerekiyor. Panik duygusuyla değil, tadını çıkara çıkara, keyif alarak yaşamak, en doğrusu. Sonuçta kendi yaşamlarımızın bir sonu var, esasen dünyadaki tüm canlıların bir sonu var. Olaylara ya da durumlara duygu temelli yaklaşmak çok daha önemlidir.

6. Hayaller Konusunda Gerçekçi Olmakta Fayda Var

Elbette ideallerin bir sınırı yoktur, olmamalıdır da; ancak bu tip düşüncelerin bir oto sansürden ziyade gerçekçi bir bakış açısına ihtiyacı vardır. Analitik düşünerek koyduğumuz hedeflerin ne kadar gerçekçi olup olmadığını tespit edebilmeliyiz. Örnek vermek gerekirse hayatında ilk defa beste yapan birinin bir anda dünyanın en büyük müzisyenlerinden birine dönüşmesi, olanaksızdır. Her şey gibi büyük hayallere ulaşmak belli bir yetenek ve emek ister. Bu tip acımasız gerçeklerle karşılaşmak istemiyorsanız kendinize daha rasyonel bakabilmeyi öğrenmelisiniz.

7. Çözümcül Olun, Şikayetçi Olmayın!

Sorunlar karşısında sadece isyan etmek yetmez, çözüm noktasında somut bir şeyler yapmak gerekiyor. Bunu yapmadan oturduğunuz yerden sihirli bir değnekle sorunları çözemezsiniz. Şikayet etmek asla işe yaramayacaktır.

8. İnsanları Değiştirmeye Kalkmayın

Ne yazık ki kabul edilmesi zor bir gerçek: insanları kolay kolay değiştiremezsiniz. İnsanların bakış açılarında dönemlik değişimler yaşanabilir; ancak kimseden daha radikal değişimler beklemeyin. Bunu yapmak yerine kendilerini değiştirmelerini bekleyin, siz bu konuda dayatmacı olmayın. Her şekilde onları olduğu gibi kabul edip benimsemek, sizi daha çok mutlu edecektir.

9. Bir Ürünün En Ucuzunu Almayın!

Genellikle bir ürünün en ucuz olanını almak, ekonomik açıdan doğru bir tercih gibi görünebilir; ancak ne yazık ki kullanım kalitesi açısından bu berbat bir tercihtir. Keza aynı şekilde bir ürünün en pahalı olan versiyonunu almak da hiç akıllıca bir tercih değildir.

10. İnandığın Değerleri Sorgula

Değer yargılarına körü körüne bağlıysanız muhtemelen pek de doğru bir yolda sayılmazsınız. Fanatik tercihler sizin eleştiri mekanizmanıza uzun vadede zarar verecektir. Savunduğunuz her şeye bir an için dışarıdan bakabilmeyi öğrenmelisiniz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

Sen de Düşüncelerini Paylaş!